İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler
kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım
kurallara uymak zorundadır.
Kur’an bununla ilgili ne gibi ilkeler getirmiştir?
1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan
Allah tarafından yaratılmıştır.
Ezeli
ve ebedi olan tek varlık O’ dur. Allah’ın bu şekilde belirlenmesine “tevhit”
denir.
İslâm’ın
birliği sağlayan etkenler nelerdir?Bunun günlük hayata yansıması nasıldır?
İslam’da
bu birlik anlayışı tek atadan çoğalma, yaşamda aynı hedeflere yönelme, ibadette
aynı niyet ve duyguları taşıma gibi hayatın her alanına yayılmıştır. Örneğin:
dünyanın her tarafındaki Müslümanların günde beş defa aynı yöne yönelerek
ibadet etmesi; hacda değişik ırk, dil, renkten insanların tek tip elbise ile,
aynı duyguları taşıyarak ibadet etmesi; ilay-ı kelimetullah (Allah’ın sözünü yükseltme) uğruna dayanışma
içine girmeleri bu birliği gösteren bazı misallerdir.
Allah
Kur’an’da birliği pekiştirmemiz için neler yapmamızı buyurmaktadır?
Yüce
Allah bu birliği pekiştirmemizi istemekte, ayrılığa düşmememizi, Allah’ın ipine
sımsıkı sarılmamızı, kendilerine açık deliller geldikten sonra parçalanıp
ayrılanlar, ihtilafa düşenler gibi olmamamızı emretmektedir.
2.Kardeşlik İlkesi: İslam anlayışına göre bütün insanlar,
aynı atadan çoğalmıştır. Hepimizin babası Adem’dir. Adem ise, topraktan
yaratılmıştır. İnsanlar hem madde, hem öz itibariyle aynı kaynağa
dayanmaktadırlar. O halde, insanların doğuştan birbirlerine üstünlüğü sök
konusu değildir. İslam toplumunda zengin-fakir, siyah-beyaz, halk-aydın
çekişmesi yoktur. Kur’an, insanların değişik ırklara ve soylara ayrılışını,
ihtilaf sebebi olarak değil, tanışıp kaynaşma nedeni olarak gösterir.
İnsanların Allah katındaki değeri inanış, düşünce ve davranışlarına göredir.
İslam’da
bu eşitlik ve kardeşliğin bir örneğini, camide devlet başkanı ile hizmetçinin,
işçi ile patronun, amir ile memurun aynı safta omuz omuza namaz kılınışında
görebiliriz.
İslâm’da
kardeşliği sağlayan etkenler nelerdir?
Dinimiz
bütün insanları aynı soydan gelmeleri itibariyle kardeş saydığı gibi bütün
Müslümanları da aynı inanç ve idealleri taşımaları sebebiyle manevi kardeş
saymaktadır. Kur’an’da: “Bütün mü’minler
kardeştir...” buyrulmaktadır. Kardeşin kardeşe
göstereceği saygı, sevgi ve dayanışmayı aralarında göstermeleri beklenmektedir.
3.İlişkilerin hayır ve iyilik üzerine kurulması ilkesi:
Kur’an, müminleri iyilikte birbirleri ile yarışan, daima birbirlerine iyi
şeyleri öğütleyen, hayırlı bir topluluk olarak takdim eder. Onlar geçici dünya
menfaatleri için birbirlerinin aleyhinde bulunmazlar, bozguncu değil, ara
bulucudurlar.
4.Orta yolda olma ilkesi: Kur’an Müslümanların oluşturduğu
toplumun her türlü aşırılıktan uzak, orta bir çizgide olduğunu bildirmektedir.
Müslüman, taassup içinde olamaz, böyle bir duyguyla hareket edemez.
O halde
bir Müslüman yolunu nasıl çizer?
O,
yolunu akıl, iman, şuur ve bilgi ile çizer.
“İşlerin
en hayırlısı orta yol olanıdır.” (Hadis)
Ne cimri
olmalıyız ne de savurgan ikisinin ortası olan cömertlik,tutumluluk
Ne dünyacı
olmalıyız ne de ahiretçi ikisinin ortası dünya-ahiret dengesi
Ne bireyci
ne de toplumcu ikisinin de önemli olduğunu unutmamalıyız…..
5.İşleri danışma(İstişare) ile görme ilkesi: İslam
toplumunda danışmanın büyük bir önemi vardır. Hz.
Peygamber; savaş, devlet yönetimi gibi konularda arkadaşları ile devamlı
danışmada bulunmuş, kendi kişisel görüşüne uymadığı halde, çoğunluğun kararına
uymuştur. Kur’an: Müslümanların özelliklerini sıralarken, “... Onların işleri
aralarında danışma iledir...” buyurmaktadır.
6.İşi ehline verme ilkesi: Toplumu ve fertleri ayakta tutan
en önemli esaslardan biri, işi ehline vermektir. Her iş, ehli olana
yaptırılmalıdır. Nitekim Kur’an’da: “Allah emanetleri ehline vermenizi
emreder...” buyurulmaktadır.
Hz.Muhammed (s.a.v.) Kabe’nin temizlik görevini
işini iyi yaptığı için bir mecusiye (ateşpereste) bu
görevi vermiştir.
7.Sosyal adalet ve dayanışma ilkesi: Dinimiz
manevi dayanışma kadar, maddi yönden de Müslümanların dayanışma içinde olmasını
ister.
İslâm
bunu gerçekleştirmek için neler getirmiştir?
Bu
amaçla, zengin Müslümanlara zekat, fitre, sadaka gibi mali ibadetler yükler.
Sermayenin sadece zenginler arasında dolaşan bir nesne olmaması için önlemler
alır.
Toplumu
ayakta tutan değerlerden en önemlisi adalettir.
Zengin-fakir,tanınmış-tanınmayan
arasında farklı muamele olursa adalet zedelenir.
Hz.Muhammed (s.a.v.) zamanında bir kabile reisinin
kızı hırsızlık yapar ve ceza verileceği zaman iltimas ister.Hz.Peygamberimiz
de şu sözü söyler.”Bu hırsızlık olayını kızım Fatıma
da yapsa aynı cezayı ona da veririm.” Diyerek toplumda ayrıcalıklı davranış
olmamasını vurgulamıştır.
8.İyiliği emretme ve kötülüklerden sakındırma ilkesi: Bu
prensip, İslâm toplumunu ayakta tutan en önemli sosyal kontrol sistemlerden
biridir. Bu yüzden Kur’an, bu esasın üzerinde önemle durmaktadır. Her Müslüman
kendini, insanlara iyiliği öğütleyip kötülüklerden caydırmakla görevli
saymalıdır. Hiçbir insan böyle hayırlı bir tavsiyeye sırt çevirmemeli,
kulaklarını tıkamamalıdır. İnsan, iyilikleri emretme görevine önce
yakınlarından başlamalı, sonra bütün insanları kapsayacak şekilde daireyi
genişletmelidir. Bu, aynı zamanda insanların birbirlerine karşı ahlaki
görevidir.
Lut kavminin kıssasında anlatılan olay buna ibretli bir
örnektir…